26 Nisan 2019 Cuma

Amerika'ya Ayak Basan İlk Norveçli: Leif Erikson


Kızıl Sakal olarak nam salmış Kral Erik’in oğlu Leif bir gün efsanelerde anlatılan Norveç’i görmek istediğini babası ile paylaşır. Babasının izni ile hazırlıklara başlayıp Norveç’e gider. Norveç’e vardığında hayranlıkla etrafı gezer ve tarihleri, ataları hakkına bilgiler toplar.

Eve dönüş vakti geldiğinde gemilerini hazırlayıp adamları ile birlikte yola çıkarlar. Fakat dönüş yolculukları geldikleri kadar rahat geçmez. Aniden başlayan fırtına ile birlikte deniz kabarır, Leif ve adamları evlerinin yolunu kaybederler.

Sabaha karşı fırtına dindiğinde rotadan çıktıklarını ve bambaşka bir kara parçasına vardıklarını görürler. Geldikleri yer yemyeşil çimenlerle ve ağaçlarla kaplıymış. Hemen gemileri kıyıya yanaştırıp o yemyeşil yumuşacık çimenlere uzanıp fırtınanın yorgunluğunu atmışlar.

Günlerce adada kalıp keşifler yapan Leif, bir gün adamlarından birini aralarında göremez olmuş. Hemen kayıp arkadaşlarını aramaya koyulmuşlar fakat çok geçmeden bulmuşlar. Arkadaşları Tyker sürekli gülüyor ve kendi kendine konuşuyormuş. Leif ve arkadaşlarına çok güzel bir şey bulduğunu ve hemen onlara göstermesi gerektiğini anlatıyormuş. Bunun üzerine arkadaşları Tyker’i meraklı bi şekilde takip etmeye başlamışlar.

Tyker onları alabildiğine geniş üzüm bağları ile dolu bir yere getirmiş. İzlanda ve Grönland’da yetişmeyen bu meyveyi görünce hepsi çok şaşırmış. Leif, babasının yanına dönerken halkına mutlaka bu meyveden götürmesi gerektiğini arkadaşlarına anlatmış ve üzümleri gemiye yüklemeye başlamışlar.

Adadan dönüş vakti geldiğinde Leif “Üzüm bağlarıyla dolu bu yerin adı Vinland olacak.” diyerek adanın ismini Üzüm Diyarı (Vineland) koymuş. Aradan uzun yıllar geçmiş; Vinland şarkılara ve efsanelere konu olmuş. Bazı meraklı bilgeler ise bu kara parçasının nerede olabileceğini araştırmaya başlamış ve en sonunda Vinland’in Amerika Kıtası’nın batı kıyısında bulunan bir ada parçası olduğunu keşfetmişler. Böylece Leif Erikson, Amerika’ya ayak basan ilk Norveçli olmuş ve her yere onun heykelleri dikilmiş.



Viking Masalları kitabından faydalanılarak özeti çıkartılmıştır.

24 Nisan 2019 Çarşamba

İskandinav Runik Alfabesi #12: İsa (Buz)


Buz soğuk ve kaygandır;
mücevher gibidir ve parlar, 
işinde adildir, donmuş tarlada.


İsa, kuzey inançlarına göre tüm doğa olayları içerisindeki en düşmancası olan “buz”u simgeleyen runik harftir.

Yılın büyük bir kısmı soğuk geçen kuzeyde buz, acı veren ve habersiz gelen; toplumdan verimli toprağı, sıcaklık ve rahatlığı çalan mevsimsel bir belaydı. Buz, hazırlıksız olanı daima gafil avlamakla tehdit eden bir unsurdu.


İsa, cinsel ilişkiyi de olumsuz etkileyen bir ründür. Bu işaret cinsel iktidarsızlığa ya da soğukluğa sebebiyet verirdi. Maddi açıdan ise fakirlik, bizi hoş olan şeylerden yoksun bırakacak ürpertici buz olabilir.

Kısacası bu zorlu geçen buzul durumu kırmak için ışık ve sevginin sıcaklığı gerekir.



İskandinav Runik Alfabesi #11: Naudiz (İhtiyaç)

İhtiyaç kalbi sıkıştırır; 
fakat getirebilir yardımı ve şifayı 
eğer sesine zamanında kulak verilirse.


Naudiz, kelime anlamı olarak ihtiyaç/gereksinim olarak açıklanan rün harfidir. Baskıcı iki rün Hagalaz (dolu) ile İsa (buz) arasında olan Naudiz iki hoş olmayan “acı çekmek” ve “hareket acizliği” durumlarını eleştirir.

Naudiz bir nesne, hayvan ya da kişi yerine daha çok soyut kavramları kapsar. İskandinav ve Anglosakson inançlarında “ihtiyaç” sert ve zor bir tecrübe olarak belirtilir. Saksonlara ait edebi bir metinde “Ned bith wyrda heardost” yani “ihtiyaç içinde olmak bir insanın hayatta elde edebileceği en kötü kaderdir” yazmaktadır.

Naudiz bu gibi anlamları sebebiyle “baskıcı ve sıkıştırılmış rün” olarak anılmaktadır.

4 Nisan 2019 Perşembe

İskandinav Runik Alfabesi #10: Hagalaz (Dolu)


Dolu, taneciklerin en beyazı,
gökten aşağı döne döne iner,
rüzgar tarafından savrulur ve suya dönüşür.


Gökten yağan “dolu” anlamına gelen Hagalaz hayatımızdaki aksayışlar ve gecikmelerin habercisi olacak bir rün harfidir. Planlarınızın birden ortaya çıkacak sıkıntılar ile aksayacağı zamanları imâ eder. Özellikle o an yapmaya hazır olduğunuz planlarınızı etkiler.


Dolu, fiziksel anlamda İskandinav toplumlarının belasıdır. Köylülerin, çiftçilerin ve savaşçıların günlük hayatında, gökten düşen bu beyaz dolu taneleri bir tehlike unsuru olmuştur. Dolunun hasatı çürütecek veya denize giden bir yolculuğu engelleyecek gücü vardı.

Eski rünik şiirde (yazının girişindeki) de okuduğunuz gibi son satırında dolunun en sonunda suya dönüştüğü yazmaktadır. Sözel olarak doğru bir anlatımdır fakat anlamı daha derindir. Dolu, hayat veren güneşin doğuşu ile beraber suya dönüşür ve suyun kendisi yaşamın verimliliğinin en önemli unsurudur.


Yani, Hagalaz hayatınızda her ne kadar aksamalara sebep olursa olsun bize şansın ve şansızlığın döngüsel doğasını anlatır. Yaşadığınız yıkıcı bir olayın daha sonra nasıl bir şans kaynağı olabileceğini bize açıklar.

1 Nisan 2019 Pazartesi

İskandinav Runik Alfabesi #9: Wunjo (Sevinç)


Sevinç, hiç üzüntü bilmeyenlere gelir
kazanç ve bollukla kutsanmış olanlara
güçlü bir topluluğun üyelerine.


Wunjo rün harfi neşe ve hazzın saf halini temsil eder. Kelime anlamı “sevinç” olarak geçmektedir. Wunjo hem sade, davetsiz gelen mutluluk anı hem de yerine getirmeye çabaladığınız bir şeyin sonucuna ulaştığınızdaki doygunluk hissini yaşatır.


İskandinav toplumlarında özellikle “neşe” kavramı toplulukla anlam kazanır. Bir atasözünde denildiği gibi “paylaşılan haz; çifte katlanmış hazdır.” (Kadim Vikin İrfanı, P.R. Mountfort)

Wunjo, hayatınızdaki mutluluğun simgesidir. Bu rün sayesinde hayatınıza neşe getiren şeylerle olan ilişkiniz derinleşip daha da gelişerek olgunlaşır. Bu süreç kutsallığın ve bereketin hayatınıza geleceğinin işaretidir.



Wunjo aynı zamanda diğer rünlerle birlikte kullanılan bir “dilek rünü”dür. Genel anlamda mutluluğu çağırmak için kullanılır. Olmasını istediğiniz dilekleriniz için onunla (dileğinizle) ilgili bir nesnenin üzerine bu rünü kazıyabilirsiniz.

Sevinç rünü karşınıza ters geldiğinde hayatınızdaki neşe akışında bir tıkanıklığa gireceğinize yorumlanabilir. Tutumlarınızı değiştirin, olumlu düşünmenin aslında iyi şansı çağıracağını hatırlayın. Bu durumda en önemli şart karşılaşacağınız olumsuzluklara boyun eğmemektir.



İskandinav kültüründe neşenin toplulukla güçlendiğini belirtmiştik. Bu anlamda wunjo, “klan neşesi” olarak da tanımlanabilir. Yazının girişindeki şiire dikkat ederseniz neşeye yalnızlık içinde, insanlardan uzak kalarak sahip olunamayacağını anlayabilirsiniz. Mutluluğa “güçlü bir topluluk içinde” başkalarıyla beraber yaşayarak ulaşabilirsiniz.


Yazımızı hemen hemen her rüne harfine bir şarkı bestelemiş olan Wardruna grubu ile sonlandırıyoruz. Gelecek yazıda yeni bir rün harfi ve anlamıyla buluşmak üzere!